Aslında yukarıda serdedilen deliller, Eshâb-ı Kehf'in Tarsus'da olduğunu kesin bir şekilde ortaya koymaktadır. Ancak biz hem yukarıdaki delilleri desteklemek hem de konu ile ilgili bazı aksi fikirlere cevap vermek amacıyla, arşiv belgelerinde de Eshâb-ı Kehf'in Tarsus'da olduğunu gösteren delilleri burada açıklamanın yararlı olacağına inanıyoruz. (1)
Birinci Delil: Birinci Delil: Eshâb-ı Kehfin mağarasının nerede olduğu Osmanlı döneminde de tartışma konusu olmuştur. Bu tartışmalardan birisi de 1277/1861 tarihinde meydana gelmiştir. Bu tartışmanın sebebi, Tarsus mahallî idaresinin Hazine-i Âmire'den Tarsus'daki Bencilüs Dağında bulunan Eshâb-ı Kehf Mağarasının zâviyedârlık ve nezâret vazifelerinin maaşlarının vakfın yeterli geliri bulunmadığından devlet hazinesince ödenmesi talebleridir. Böyle bir talebin devlet hazinesi tarafından karşılanabilmesi için, devletin ilgili makamlarının fizibilite raporu manasında rapor istemeleri normaldir. Osmanlı Devletinin ilgili makamları da bunu yapmışlardır. İşte istenen maaşların devlet hazinesince yapılabilmesi için yapılan resmî işlemler, aynı zamanda eshâb-ı kehf mağarasının yerinin tesbitine de yarayan önemli vesikalardır. Bu sebeple bu resmî işlemleri belgeleri ile birlikte sırasıyla takip edeceğiz:
Birinci İşlem; Tarsus Sancağı Meclisinin Konuyla İlgili Hazırladığı Mazbata: Tarsus Kaymakamı Es-Seyyid Ahmed Münir, Tarsus Naibi, Tarsus Müftü Vekili, Tarsus Nakîb'ül-Eşrâfı ve dokuz üyeden oluşan Tarsus S sancağı Meclisi, ciddi bir araştırmadan sonra, kısaca muhtevası şu şekilde olan bir mazbata hazırlamışlardır:
"Adana Eyâletine bağlı bulunan Tarsus'un kuzeyinde ve Tarsus'a iki saat uzaklıktaki Dağda bulunan eshâb-ı kehfin mağaraları, Kur'an'in Kehf Sûresinde bulunan "17. (Rasûlüm! orada bulunsaydın) Güneşi, doğduğu zaman mağaranın sağına meyleder; batarken de sol taraftan onlara isabet etmeden geçer görürdün. Böylece onlar (güneş ışığından rahatsız olmaksızın) mağaranın bir köşesinde uyurlardı." mealindeki ayete tam uygundur. Bu uygunluk, tefsirlerin beyanlarıyla müdelleldir.
Bu mağaranın zâviyedârlık ve nezâret vazifeleri, eskiden beri Tarikat-i Aliyye-i Nakşiyye Halifelerinden merhum Şeyh Ömer Efendi ve nesline aittir. Şu anda da oğulları Ahmed ve Muhammed Efendilere kalmıştır. Eski usule ri'âyet ederek Mağaranın yanında sakin ve mukimdirler. Gece ve gündüz mezkûr mağarada ibâdetle meşgul olub ziyâretgâhı gözetlediklerinden ve zaruri ihtiyaçlarını karşılayacak mağaraya ait bir vaki ve gelir bulunmadığından, bunlara Hazine-i Celileden bir maaş tahsis olunması münâsibdir. Durum arz olunur.
17 Receb 1277/1861"
Tarsus Sancağı Meclisinin Hazırladığı Mazbatanın Aslı:
"Adana Eyaletine mülhak işbu Medine-i Tarsus'un cihet-i şimalîsinde ve medine-i mezkûr'a iki saat karîb olan cebelde kâin mehbet-i cünûd-ı kerûbiyân olan gâr-ı feyezân-şi'âr-ı Hazret-i eshâb-ı Kehfin esteîzübillah

nass-ı celili beyanıyla tavsif buyurulduğuna mevkii muvafık olduğu tefsir-i şerif ile müdellel ve mübeyyen olub Eshâb-ı müşarünileyhim -rıdvanüllahi teâla aleyhim- hazeratının zâviyadarlık ve nezâret cihetlerine bâ berât-ı âlî-şân mutasarrıf hulefây-ı tarikat-ı aliyye-i Nakşibendiye'den merhum ve mağfur Şeyh Ömer Efendi-zâde Ahmed ve Mehmed Efendiler pederleri merhum mumaileyh fudalây-ı meşayıhdan ve mazınne-i kiramdan bir zât olub, hizmet-i sebeb-i mağfiret-i mezkûrun îfâsına müdâvemetle tekmil-i enfâs-ı adîde ederek vefat edüb mümâileyhima Ahmed ve Mehmed efendiler pederlerinin mahlûlünden üzerlerine tevcih buyurulalıdan beri pederlerinin eserine iktifa ederek hâneleriyle ol mahall-i mübareke-i akdesede daimî sakin ve mukîm bulunduklarından şe'âir-i İslâmiyeden olduğu vecihle hudû' ve huşu' ve tathir-i derûn ve tanzif-i ebdân ve siy âb ile iyâb ve zehâb eden zuvvâr-ı muvahhidîne ol mübarek ziyâret-gahda leyi ü nehâr bil-evlâd vel-'ıyâl münasib olub muhtaç oldukları ihtiyaç ve zaruretlerini def ve levâzımâtlarını tekmil ve tehyi'eye bile muavenet ve muzaheret birle asıl vazifeleri olan hidemât-ı mebrûre-i zâviyedarlık ve nezâreti mihver-i lâyıkasında îfâ eylediklerinden ve Kehf-i Şerif-i mezkûrun ise vakfı ve bir güne varidatı olmadığından cihet-ii mezkûralara hasbî mutasarrıf ve hasbîce bu hizmeti edâ etmekde olarak züvvârı her bâr vech-i meşrûh üzre muavenet ve hizmetlerinden hoşnûd eylediklerinden ve kendüler fakr u fakaya ibtilâ ile muzâyaka-i taayyüşlerine nazaran sadaka-i şahaneye muhtaç ve müstehak dâ'iyâneden olmalarıyla Hazine-i Celile-i Mülûkâneden haklarında istihsâl-i sadaka ve ihsan olunmasında her veçhile mesûbâta nâiliyyet levâzım-ı yakîniyedden olmasıyla bu hususa sa'y olunmasını yâd ve tezkâr ile ihtar ve mümâileyhima dahi bir kıt'a müzekkerelerinde istid'â eylemiş olmalarıyla bu keyfiyet sadaka-i cariyeden olub meşmûl'ül-âfâk ve mebzul olan hayrat ve meberrât-ı âliye bu dahî bir lahika-i makbûle-i merğûbe olmak üzere müzekkere-i melfufe-i mezkûreden dahî husus-ı müsted'â muhât-ı ilm-i âlem-ârây-ı rahîmâneleri olarak Hazine-i kerem-define-i celile-i hazret-i şahaneden efendiyân-ı mûmâileyhimâya inâyet-i Hazret-i pâdişâhî zuhura geleceği eltâf-ı âliden kaviyyen me'mûl ve muntazar olduğu veçhile mâhiyye bir mikdar maaş tahsis ve insanıyla sadaka-i hazret-i padişahiye nailiyyetlerinden kendüler mutayyeb buyurularak bu babda ahalice bi-umum memnun buyurulacağından velinimet-i âlem ve nimet- i bi minnetimiz pâdişâhımız efendimiz hazretlerine hayır dua aldırılmak ve câlib ve bais-i is'âd ve imdâd-ı ruhanî olmak niyet-i hayriyesiyle işbu delâlet-i mûcib'il-memnûniyete kemâl-i lütuf ve mesâğ-ı kalemle husus-ı mezkûr taraf-ı ni'me'eş-şeref-i âliyy-i devrânelerinden inha buyurularak istihsâl-i ihsan ve irâde-i seniyyeye himem vâlâ-nihem-i hidivânelerinin masruf ve ma'tuf buyurulması niyaz ve ricasıyla mazbata-i âcizânemiz takdimine ibtidâr olunmağın ol babda ve herhalde emr ü ferman hazret-i men lehül-emrindir.
Fî 17 Receb 1277. (2)
Kaimmakam-ı Livâ-i Tarsus |
Ed-Dâ'î |
Ed-Dâ'î vekîl-i Müftî |
Ed-Dâ'î |
Es-Seyyid Ahmed Münir |
Nâib |
Es-Seyyid Muhammed |
A'zâ |
Nakîb'ül-Eşrâf |
Bende |
Bende A'zâ |
Bende |
|
A'zâ |
|
A'zâ |
Bende A'zâ |
Bende |
Bende A'zâ |
Bende |
|
A'zâ |
Bende A'zâ 1". |
A'zâ |

Tarsus Sancağı Meclisinin Eshab-ı Kehf Mağarası ile alakalı Mazbatası. (3)
Belgeyi tıklayarak büyük olarak görebilirsiniz.
İkinci İşlemler Grubu; Adana Vlâiliğinin Maliye Nezâretine Tahrirâtı, Evkâf-ı hümâyûn Muhasebesinin Kayıtları Tetkiki ve Tahsisatın Yapılması: Bütün bu işlemler grubu, tek belge üzerinde bulunduğundan, hepsini bir başlık altında incelemek istedik. Sırasıyla özetleyelim:
1-Adana Valiliğinin Maliye Nezâretine Tahrîrâtı: Adana valisi Es-Seyyid Ahmed, 1 Şa'ban 1278/1862 tarihinde, Tarsus Sancağı Meclisinin mazbatasına dayanarak, Tarsus'a iki saat uzaklıkta bulunan Eshâb-ı Kehf Mağarasının zâviyedârlık ve nezâret görevleri için tahsisatta bulunmak üzere, Maliye nezâretine yazı yazmıştır. (4) Bu yazının asıl metnini Latin harfleriyle takdim ederken, muhteva sancak mazbatasına benzediğinden sadeleştirilmesine gerek görmüyoruz:
"Cânib-i seniyy'ül-cevânib Nezâret-i Celile-i Mâliyeye,
Atûfetlü Efendim Hazretleri,
Tarsus Sancağı meclisinden bil-vürûd leffen takdîm-i pişgâh-ı me'âlî iktinâh-ı nezâret-penâhîleri kılınan mazbatadan tafsil-i keyfiyet rehîn-i ilm-i âli-i kerimâneleri buyurulacağı nefs-i Tarsus'un cânib-i şimalisinde ve iki saat kurbunda kâin cebelde mehbet-i cünûd-ı kerübiyân olan gâr-ı feyezân-ş'âr-ı Eshab-ı Kehf in -rıdvânullahi teâlâ aleyhim- hazerâtının zâviyedârlık ve nezâret cihetlerine bâ berât-ı âlî mutasarrıf olan Şeyh Ömer Efendizâde Ahmed ve Mehmed efendiler îfây-ı hüsn-ü hizmet etmekde olduğu ve Kehf-i Şerif-i mezkûrun bir gûna vakfı ve varidatı olmamak sebebiyle mûmâileyhimâ tesviye-i masârıf-i zaruriyece muztar ve mağdur ve cihet-i şâire ile medâr-ı maişet tedârikine hizmet-i mebrûre-i mezkûre mülâbesesiye bakamadıkları irade-i kayd-ı sutûr bulunduğu beyanıyla emr-i te'ayyüşlerine kâfi maaş tahsis ve ihsan buyurulması icabının icrası istida kılınmış ve müfâd-ı mazbata-i mezkûre makrûn-ı sıhhat ve efendi-i mûmâileyhimâ dâileri ez her cihet merâhim ve eltâf-ı şâmilet'ül-âfâk-ı hazret-i padişahiye ve sadaka-i seniyyeye muhtaç bulunduğu rehin-i rutbe-i bedahet bulunmuş olmakla hallerine husbân münasib mikdar maaş tahsisi ve ihsan buyurulması icabının icrasına müsâade-i merâhim-âde-i nezâret-penâhîleri erzân ve sereyân bulunması niyazıyla arîza-i âcizânem terkim ve takdimine cür'et kılındı. 01 babda emr ü ferman hazret-i veliyy'ül-emrindir. Fî gurre-i Şaban 1278.
Bende-i Mutasarrıf-ı Eyâlet-i Adana
Es-Seyyid Ahmed" (5)
2-Masârifât Muhasebesi Ve Evkâf-ı Hümâyûn Muhasebesinin Kayıtları Tetkikleri: Adana Valiliğinin tahrîrâtı üzerine Masârîfât Muhasebesine evrak gönderilmiştir. Bu daire de Eshâb-ı Kehf mağarasının nerde olduğunun tahkiki ve meselenin kayıtlardan araştırılması için evrakı Evkâf-ı Hümâyûn Muhasebesine havale etmiştir. Evkâf-ı Hümâyûn Muhasebesinin Eshâb-ı Kehf Mağarası ile alakalı şu tesbitleri, meseleyi bütün yönleriyle ortaya koymaktadır. Zira eski tapu ve evkaf defterlerinin kayıtlarının hülâsası şöyledir:
"Evkâf-ı Mezbûre
Vakf-ı Zaviye ve Hankâh ve Makam-ı şerif der Mağara-i Eshâb-ı Kehf -Kaddesellâhu Esrârehû- der civâr-ı cebel-i kâin der Kazâ-i Tarsus" (6)
Yani Tarsus kazasının yakınında mevcut dağda bulunan Eshâb-ı kehf mağarasının yanındaki makam, hankâh ve zaviyeye ait vakıflar.
Daha sonra bu kaydın 1254/1838 tarihinde de gündeme geldiğine işaret olunmuştur.
Masârîfât Muhasebesi ve Evkâf-ı Hümâyûn Muhasebesinin tetkiklerinden sonra, Eshâb-ı Kehf mağarasının Tarsus'a yakın dağda yer aldığı, bunun Evkaf Defterlerinde kayıtlı olduğu ve bu sebeple de istenen tahsisatın yapılmasının uygun olacağı karara bağlanmıştır.
Şimdi de bu tetkiklerin asıllarını nakledelim:
"İktizâ masarif ât muhasebesinden fî 23 Rabiulevvel 1279
Evvel emirde keyfiyet kuyûd-ı evkâf-ı hümâyûn muhasebesinden der kenar olunması yerinde. Ferman Hazreti men leh'ül-emrindir. 27 Rabiulevvel 1279.
Muhasebe
Mesarifat (Mühür)
Keyfiyet kuyûd-u evkâf-ı hümâyûn muhasebesinden fî 28 Ramazan 1279.
Evkâf-ı Mezbûre
Vakf-ı Zaviye ve Hankâh ve Makam-ı şerif der Mağara-i Eshâb-ı Kehf -Kaddesellahu Esrârehû- der civâr-ı cebel-i kâin der Kazâ-i Tarsus.
18 Şaban 1254
Vech-i meşrûh üzere ber vech,i hasbî nezâret ve zaviyedârlık cihetleri merkumlar üzerlerinde Evkaf Muhasebesinde mestur ve mukayyeddir. Ferman Hazret-i men leh'ül-emrindir.
17 Cemâziyelevvel 1279." (7)
3- Masârifât Muhasebesinin Tahsîsât Yapılmasına Karar Vermesi:
Nihayet 27 Cemâziyelâhir 1279/8 Teşrîn-i Sânî 1278/1863 tarihinde Maliye Nezâretine bağlı Masârifât Muhasebesi, Eshâb-ı Kehf Mağarasının zâviyedâr ve nazırına maaş tahsisini kabul etmiştir. Zira Defter kayıtlarında yapılan inceleme bu yönde, isbât edecek kadar ehemmiyetlidir. Biz, bu yazının aslını, muhteva aynı olduğundan tekrarlamıyoruz.

Adana Valisinin Eshab-ı Kehf Mağarası ile Alakalı Tahriratı,
Masarifat Muhasebesi ve Evkaf Muhasebesinin Defter Kayıtlarında yaptıkları Tetkikat. (8)
Belgeyi tıklayarak büyük olarak görebilirsiniz.
İkinci Delil: Önce 1277/1861 tarihli bir belgeyi zikretmemiz, daha eski tarihlerde bu konuyu isbât eden arşiv belgelerinin olmadığı manasına gelmez. Evvela mezkûr belgeleri zikredişimizin sebebi, muhtevasının doğrudan meselenin isbatı ile alakalı olmasındandır. Yoksa, eshâb-ı kehf mağarasının Tarsus'a yakın Bencilüs dağında olduğunu gösteren başka deliller de vardır. Bunlardan birisini daha arzedelim. 1132 tarihinde Tarsus Kadısı Muhammed'in Sadrazamlık makamına yazdığı bir yazı, yukarıda anlatılan gerçekleri tekrar etmektedir. Bu ma'rûza göre, Tarsus'a bağlı Ulaş Nahiyesinde (ki, mağaranın bulunduğu Bencilüs dağının yolu üzerindedir) yaşayan ve Eshâb-ı Kehf Mağarasının suculuk hizmetini berât-ı Pâdişâhı ile yürüten görevliler ile alakalı elimizde deliller vardır. (9)
Bu belgenin sadece orijinalini takdim etmekle yetineceğiz.

1132 Tarihli Eshab-ı Kehf Mağarasının Sucusu ile Alakalı Ma'ruz (10)
Belgeyi tıklayarak büyük olarak görebilirsiniz.
Üçüncü Delil: Afşin'le ilgili tapu-tahrir defterleri kayıtlarıdır. Sayın Re'fet Yinanç'ın da belirttiği gibi, Eshâb-ı Kehf ile alakalı arşiv kayıtlarından biri de, Maraş Tapu-Tahrir Defterlerinde yer almaktadır. Ancak bu kayıtlar, ciddi bir şekilde tahlil edilirse, Eshâb-ı Kehf Mağarasının Afşin'de değil, Tarsus'da olduğunu isbât eder mahiyette bulunduğu görülecektir. Meselenin ve belgelerin hülasası şöyledir: Maraş'a bağlı Elbistan Kazasının Orta Niyabet Nahiyesine bağlı Efsus ve diğer adıyla Yarpuz Köyü mevcuttur. Bu köy sonradan Afşin adıyla kaza haline getirilmiştir. Ayrıca Afşin ile Eshâb-ı Kehf arasında Çoban Pınarı Köyü bulunmaktadır. Eshâb-ı Kehf in bu beldelerde dolaştıkları hâdisesinin tesirinde kalarak, Selçukluların Maraş Valisi Nusretüddin Hasan, 1215 ve 1233 tarihlerinde bir ribât ve mescid inşâ ettirerek vakıf haline getirmiştir. (11) Daha sonra Zilkadriye beğlerinden Sultân Alâaddin, eski vakıfları tamir ettiği gibi yeni vakıflar da tesis etmiştir. İşte Osmanlı döneminde Tahrir Defterlerine giren kayıtlar bunlardır. Bu kayıtlardan netice çıkarabilmek için, kayıtları tahlil etmek gerektir.
Maraş ile ilgili Tahrir ve Evkaf Deterlerindeki kayıtların da özetini yapalım:
1) Birinci Kayıt, Alâaüddevle Beğ Vakfiyyesi'dir. (12) 906/1501 tarihli bu Vakfiyyeye göre, eshâb-ı kehf vakıfları arasında bir cami, bir medrese ve bir de eshâb-ı kehf zaviyesi bulunmaktadır. Bu vakıflara ve bunlarda hizmet eden görevlilere harcanmak üzere, Eshâb-ı Kehf ve pazarının bacı; Efsus yahut Yarpuz Köyünün yarısı ve Çoban Pınarı Köyü başta olmak üzere 15'e yakın köy ve mezraanın geliri vakf edilmiştir. (13)
2) İkinci kayıt topluluğu, Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Maraş Tahrir Defteri, No: 402, sh. 1181-1193'de; Maraş Tahrir Defteri, No: 998, sh. 468 ve 478'de ve nihayet Tapu-Kadastro Kuyûd-ı Kadîme Arşivi, Tahrir Defteri, No: 108, sh. 407-414'de yer alan kayıtlardır. Bu kayıtlar, ya eshâb-ı kehf vakıflarının isimlerinin kaydıdır ya da konuyla ilgili bazı fermanların suretleri veya hülâsaları mahiyetindedir. Bu kayıtların özü şudur: Ekâf-ı eshâb-ı kehf i Sultân Alâaaddin vakf eylemiş; diğer Zülkadriye beğleri de tasdik eylemiş. Anlatıldığına göre Sultân Alâaddin Çoban Pınarı denen yerin boş olduğunu görmüş ve buranın eshâbı kehfe sonradan katılan çobanın otlağı olduğunu da öğrenmiş. Dekyanus'dan kaçan eshâb-ı kehf çoban ile bu mevkide bir araya gelmişler. Sultân Alâaddin bunları duyunca buraya Mescid inşâ etmiş ve vakıflar yapmışlar. (14)
Bu kayıtların hiçbirinde mağaranın Afşin'de olduğuna dair bir ifade mevcut değildir. Hatta fermanlardan birinde, -Eshâb-ı Kehf evkafı görevlilerinin maaşlarının, burada eshâb-ı kehfin binası izi yoktur denilerek kesildiği; ancak vakıflarının muteber olmasından kesilme yoluna gidilmediğine dair kayıtlar mevcuttur.
3) Üçüncü ve en mühim kayıt, Başbakanlık Osmanlı Arşivi, 998 nolu Maraş Tahrir Defterinde yer alan Maraş Sancağı İcmâlindeki şu ifadedir: "Hademe-i makam-ı eshâb-ı kehf, Nefer 27" (15)
Şimdi bu kayıtları değerlendirecek olursak;
- Mevcut kayıtların hiçbirinde eshâb-ı kehf mağarasının Afşin'de bulunduğunu ifade eden bir kayıt mevcut değildir. Bilakis eshâb-ı kehfin makamının bulunduğu, Maraş İcmalinde hatırlatılmaktadır. O halde buraya kadar zikrettiğimiz kayıtlar, Tarsus'da olduğunun delilleridir. Makamının olması normaldir ve hatta Çoban'a bahsedilen yerde rastlamaları bile mümkündür. Makama vakıflar yapılabilir. Tarsus'daki Bilal-i Habeşî vakıfları gibi.
- Sayın Yinanç Beyin, "Tarsus ile ilgili tahrir ve evkaf defterlerinde eshâb-ı kehfe ait bir kayda rastlanmamıştır" şeklindeki iddiasının yanlış olduğu ve bilakis yukarıda zikrettiğimiz belgelerde, evkaf defterlerinden naklen eshâb-ı kehfin mağarasının Tarsus'da bulunduğu açıkça anlaşılmaktadır.
- Meseleyi daha önce değerlendiren Osmanlı vak'anüvis ve tarihçileri, aynı eyâlete bağlı iki sancak ve kaza olan Tarsus ve Maraş'ı değerlendirirken, Maraş'da eshâb-ı kehfin makamının ve Tarsus'da ise mağarasının bulunduğunu açıkça ifade ettiklerini ise, biraz sonra Adana Eyâleti Salnamesinden nakledeceğiz.
Netice olarak, Kur'anda Eshâb-ı Kehf'in yeri tayin edilmediği için, bu hususta yüzde yüze varan nisbette kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Hristiyanların da Eshâb-ı Kehf'in yeri şurasıdır demelerine itibar olunamaz. Bu hususta en güvenilir kaynak olan İslâm alimlerinin tefsir ve tarih kitaplarında naklettiklerine ve ilgili arşiv belgelerinin kayıtlarına göre, Eshâb-ı Kehf'in sığındıkları mağara, yüzde doksana varan bir kesinlikle Tarsus 'daki Eshâb-ı Kehf mağarasıdır.
İsterseniz bu kayıtlardan önemli olanlarını da mukayese yapılması için buraya alalım:
|
|
Afşin'deki Eshab-ı Kehf vakifları ile Alakalı Kayıt (16) |
Eshab-ı Kehf Mağarasının değil, Makamının Maraş'ta Olduğunu Gösteren Zülkadriye eyaleti İcmali (17) |
Belgeleri tıklayarak büyük olarak görebilirsiniz.
(1) Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Cevdet-Evkaf, Vrk. No: 24935.
(2) Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Cevdet-Evkaf, Vrk. No: 24935.
(3) Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Cevdet-Evkaf, Vrk. No: 24935.
(4) Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Cevdet-Evkâf, No: 24935.
(5) Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Cevdet-Evkâf, No: 24935.
(6) Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Cevdet-Evkâf, No: 24935.
(7) Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Cevdet-Evkâf, No: 24935.
(8) Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Cevdet-Evkâf, No: 24935.
(9) Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Cevdet-Evkâf, No: 13568
(10) Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Cevdet-Evkâf, No: 13568
(11) Yinanç, Eshâb-ı Kehf Vakıfları, VD, XX, sh. 311 vd.
(12) Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi, Defter No: 590, sh. 122; Yinanç, Eshâb-ı Kehf Vakıfları, VD, XX, sh. 312 vd.
(13) Yinanç, Eshâb-ı Kehf Vakıfları, VD, XX, sh. 312 vd.
(14) Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Maraş Tahrir Defteri, No: 402, sh. 1181-1193;
Maraş Tahrir Defteri, No: 998, sh. 468 ve 478; Tapu-Kadastro Kuyûd-ı Kadîme Arşivi,
Tahrir Defteri, No: 108, sh. 407-414; Krş. Sertoğlu, Mithat, Eshâb-ı Kehf Vakıflarına
Dair Orijinal Bir Belge, VD, X, sh. 129-132; Yinanç, XX, sh. 315 vd.
(15) Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Maraş Tahrir Defteri, No: 998, sh. 478.
(16) Başbakanlık Osmanlı Arşivi, TTD. 998, sh. 478; 402, sh. 1181
(17) Başbakanlık Osmanlı Arşivi, TTD. 998, sh. 468