ESHÂB-I KEHF'İN YAŞADIĞI ZAMAN...

Eshâb-ı Kehf in ne zaman yaşadığı hususunda konu ile ilgili eserlerde değişik zamanlar gösterilmektedir. Bazı müellifler, Eshâb-ı Kehf in Hz. İsa (a.s.) dan önce yaşadığını ve Hz. İsa'nın da kavmine bunların hikayelerini bildirdiğini iddia etmektedirler. (1) Bu görüş, fazla itibar görmemiştir. Hakim olan görüşe göre, bu gençler, Hz. İsa'(a.s.) dan sonra yaşamışlardır. Hz. İsa'(a.s.) nın dinine mensup (hristiyan) olan bir topluluk, zamanla bu dinin esaslarından ayrılmış ve özellikle zalim bir hükümdar insanları zorla bu dinin esaslarından saptırmaya çalışmıştır. Bu zalim hükümdarın isminin Dakyanus veya Dekyanus olduğu kesin gibidir. (2) Buna rağmen müellifler, kesin tarih vermekten kaçınmaktadırlar. (3)

Ancak Fransızların "Grand Ansiklopedicinde konu ile ilgili kıssa anlatılırken iki tarih üzerinde durulur. Bir rivayete göre M.S. 298 yılında uyuyup tam yüz elli yıl uyuduktan sonra M.S. 448 senesinde uyanmışlardır. Diğer bir rivayete göre ise, 251'den 448'e kadar tam 197 sene uyumuşlardır. (4)

Görüldüğü üzere, burada iki tarih üzerinde durulmaktadır. Ancak Eshâb-ı Kehf'in uyuma müddetlerinin ikisi de Kur'an'da zikredilene ve İslâm alimleri tarafından nakledilen bilgilere uymamaktadır.

Kur'an'da Eshâb-ı Kehf'in mağarada ne kadar kaldıkları üzerinde durulurken "Onlar mağaralarında üçyüz yıl kaldılar ve buna dokuz yıl daha ilave etmişlerdir" denmektedir. (5) Müfessirler bu ayeti tefsir ederken, Güneş yılma göre 300 yıl, Kamerî takvime göre ise 309 sene uyuduklarının ifade edilmek istendiğine işaret etmişlerdir.

Burada belirtilen sürenin, beyan-ı ilahî olup-olmadığı hususunda müfessirler değişik fikirler ileri sürmüşlerdir. Bir fikre göre Kur'an, bunların 309 yıl mağara kaldıklarını açıkça belirtmektedir. (6) Diğer bir fikre göre ise, Kur'an, burada süre belirtmemiş; bu hususta söylenen sözleri nakletmiştir. Hatta Cenab-ı Hakk'ın bu hususta son sözü kendine bıraktığına, bu nedenle de aynı ayette "Allah ne kadar kaldıklarını daha iyi bilir" dendiğine dikkat çekmişlerdir. Bu fikri savunanlar, burada belirtilen sürenin mescit yapalım diyenlerin sözü olabileceği ihtimali üzerinde de durmuşlardır. Merhum Elmalı, bu görüşleri naklettikten sonra şöyle demektedir: "Filvaki' Nasârânın müşrik Romalılara galebe ile meydana çıkmaları Miladın dördüncü asrı bidayetinde vaki' olduğuna göre, o zamana kadar üç yüz küsur sene durmuşlar demektir. Bu suretle üçyüz dokuz bu müddeti tashihan beyan olur...". (7)

Buradan anlışıldığına göre, Eshâb-ı Kehf'in başından geçen olay, Milattan sonra II. yy'ın başlarında meydana gelmiştir. Ancak bu hususda kesin tarih vermek mümkün değildir. Devrin zalim hükümdarı Dakyanus'un krallık dönemi hususunda ise, değişik tarihler verilmektedir. Bu olayın olabileceği tarih olarak genelde 249-251 yılları gösterilmektedir ki, bu, hristiyan kaynaklarına en azından mağaraya çekiliş tarihleri olarak uymaktadır. Ancak başlangıç tarihinin 250 kabul edilmesi ve 309 yıl orada kaldıkları kabul edildiği takdirde uyanışları 559 yılına tavafuk etmektedir ki, bu da, diğer tarihî bilgilerle çakışmaktadır. Çünkü Eshâb-ı Kehf'in dirildikleri zamanın hükümdarı Teyezosis'in 401 -450' li yıllarda krallık yaptığı bilinmektedir. Bu takdirde Elmalı'nın yaptığı tahmin doğrudur. Yani Eshâb-ı Kehf, II. yy. başlarında mağaraya çekilmişlerdir. Yine de her şeyin doğrusunu Allah bilir.

Eshâb-ı Kehf zamanında Tarsus çevresini hâkimiyeti altında tutan Roma İmparatorunun adı Dekyanus veya Tekyanus şeklinde de nakledilmektedir. (8)

(1) Taberi, Tarih'ul-Ümem, II, 7.
(2) Taberi, Tarih'ul-Ümem, II, 7.
(3) Elmalı, V, 3231.
(4) Elmalı, V, 3233'den naklen.
(5) Kur'an,XVm, 25.
(6) Kur'an, XVIII, 25.
(7) Elmalı, V, 3243 vd.
(8) Ener, Kasım, sh. 82-84 (1993 Adana).