İKİNCİLERİN İDDİALARI VE CEVAPLARIMIZ...

Eshâb-ı Kehf in yeri hususunda sadece Arşiv belgelerinde Afşin'de olduğuna dair belgeler toplayıp (veya belgeleri o yönde yorumlayıp) Eshâb-ı Kehf in Afşin'de olduğunu iddia edenler.

Bunların başında Refet Yinanç gelmektedir. Sayın Prof. Dr. Refet Yinanç Maraş'lı olması hesabıyla meseleyi sübjektif olarak değerlendirdiği kanaatindeyiz.

Refet Bey'in Vakıflar Dergisi 20. sayısındaki makalesinde iki önemli hata yaptığını görmekteyiz:

  • Vamık Şükrü gibi Efsus'un telaffuz benzerliği yüzünden Tarsus'la karıştırılmış olması düşüncesidir. Vamık Şükrü'ye verilen cevaplar aynen bunun için de geçerlidir.
  • Refet Yinanç'ın ikinci görüşü de, tarafımızdan yapılan araştırımalar neticesinde değerini kaybetmiştir. Müellif burada "Asırlarca Osmanlı hakimiyetinde kalmış olan Efesos (Selçuk), Tarsus ve Amman ile ilgili tahrir ve evkaf defterlerinde Eshâb-ı Kehf e aid hiç bir kayda rastlanmamış olması da bu hususu teyid etmektedir. îslâm dünyası kadar hristiyan dünyası için de kutsal bir yer olan Eshâb-ı Kehf mağarasının artık kesin bir şekilde Afşin'de olduğunu kabul ve ilan etmek gerekmektedir." (1) görüşüne yer vermektedir.

Halbuki yaptığımız araştırmalar göstermektedir ki, arşiv belgelerindeki kayıtlar iki hakikati çok açık bir şekilde meydana çıkarmaktadırlar: Birincisi; Tarsus sancağı meclisinin mazbatası üzerine Evkaf kayıtlarının tetkikinden anlaşılmıştır ki, Eshâb-ı Kehfin mağarası Tarsus'un yakınındaki Bencilüs Dağmdadır. İkincisi; Afşin'de Eshâb-ı Kehfin mağarasının değil, belki makamı mevcuttur. Onların makamlarının bulunduğunu, daha evvel zikrettiğimiz ve Maraş Sancağının Tahrir Defterinde yer alan "hademe-i makam-ı eshâb-ı kehf ifadesi de açıkça göstermektedir. Eshâb-ı Kehfin makamına Sultân Alâaddin'in vakıf yapması da normaldir.

Re'fet bey'in menfî manadaki ifadelerine rağmen, Osmanlı Arşivlerinde Eshâb-ı Kehfin Tarsus'da olduğuna dair pek çok belge mevcut olduğunu gördük. Biz burada Başbakanlık Osmanlı Arşivler i "Cevdet Evkaf Bölümü'nde 24935 numara ile kayıtlı olan belgeden ickrar ve kısaca bahsedeceğiz.

Şükrü Vamık'ın görüşlerini tahlilde de bu belgeden bahsettiğimiz için kısaca üzerinde duracağız.

1277 Receb 17/1872'de sadarete gönderilen bir raporun kısaca muhtevası şudur: Tarsus kaymakamı, naibi, kâdî vekili ve on azasının imzasını taşıyan raporun kısaca muhtevası şöyledir: Tarsus'un iki saat mesafedeki Eshâb-ı Kehf in mağarasının, Kur'an'da bahsedilen yere (2) muafık olduğunu bildirmektedir. (3) Bu heyet raporu da gösteriyor ki, Eshâb-ı Kehf in yeri Tarsus'dadır.

Refet Bey'in önemle üzerinde durduğu diğer bir konu da, Afşin'de Eshâb-ı Kehf vakıflarının bulunmasıdır. Bir yerde Eshâb-ı Kehf adına vakıf bulunması, Eshâb-ı Kehf in muhakkak surette Eshâb-ı Kehf in orada uyuduğuna delalet etmez. Büyük zatlar adına binlerce cami, medrese, vakıf ve benzeri hayır müessesesi bulmak mümkündür.

Mesela Tarsus'da Bilâl-i Habeşî (r.a)'ye ait vakıflar bulunmaktadır. Fakat bu demek değildir ki, Hz. Bilal Tarsus'da medfundur. Fakat Hz. Ömer (r.a) zamanında Tarsus'a geldiği, orada ezan okuduğu, buna binâen Hz. Bilal-i Habeşî (r.a)'ye izafe edilen bir makamın bulunduğu ve bundan dolayı Hz. Bilal'e (r.a) ait bir çok vakıf yapıldığı görülmektedir. (4)

Şimdi Hz. Bilalî Habeşî (r.a)'nın vakıflarının Tarsus'da bulunması, Hz. Bilal'in (r.a)'nın orada medfun olduğunu göstermez. Bilindiği üzere Hz. Bilalî Habeşî (r.a) Şam'da medfundur. (5)

Ayrıca Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde Elbistan'da Eshâb-ı Kehf medresesi ile ilgili belgeler bulunmasına rağmen, bunlarda hiç birinde Eshâb-ı Kehf in Afşin'de olduğuna dair bir kayıt bulunmamaktadır. Bilakis Maraş İcmalinde "hademe-i makam-ı eshâb-ı kehf tabiri kullanılmaktadır ki, bizim de kanaatimiz budur. Yani Maraş Tapu Tahrir Defterlerinde yer alan kayıtlar, eshâb-ı kehf in mağarasının Tarsus'da olduğunu teyid etmektedir; aksine bir kayıt mevcut değildir.

 

(1) Yinanç, Refet, Vakıflar Dergisi, S. XX, sh. 311 vd.
(2) Kur'an, VXIII, 17.
(3) Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Cevdet Evkaf, No, 24935
(4) Hz. Bilal-i Habeşî vakıfları ile ilgili geniş bilgi için bakınız, Başbakanlık Osmanlı Arşivi, TTD. no, 69, 650
(5) İA, Bilal B. Rabah, II, 610